Anksiyete (Bunaltı)

Hepimiz farklı zamanlarda ya da farklı koşullarda sinirlilik ya da endişeye kapılma gibi duygular yaşamışızdır (önemli bir sınavdan önceki heyecan ya da bir iş görüşmesi öncesinde midemize kramplar girmesi gibi durumlar). Bunlar tamamen normal karşılıklardır. Bu duygular genellikle performansımızı olumlu etkiler. Ancak endişe kalıcı hale gelirse ya da her duruma aynı biçimde tepki verilmeye başlarsa, normal yaşantı üzerinde olumsuz etkiler yaratması kaçınılmazdır. Bazı durumlarda, özellikle de hissedilen endişenin somut bir gerekçesi yoksa, profesyonel yardım alınması gereklidir.

İŞARET VE BELİRTİLERİ
Anksiyetenin genel belirtileri:
> Genel anlamda huzursuzluk ve heyecan hissi.
> Gevşeyememe.
> Husursuz uyku.
> Panik nöbetleri.
> Uyum sağlayamama hissi.

Sürekli olarak endişe duyulmasına katkıda bulunan birçok etken olabilir, ama genellikle endişenin altında yatan neden açık bir biçimde tanımlanamaz. Bu hassasiyet kalıtımsal olabileceği gibi, çocukluktaki bir deneyime de dayanabilir.
Günlük strese uyum sağlayabilme yeteneği birçok faktörden etkilenebilir: ° Aileden ve arkadaşlardan gelen desteğin seviyesi.
• Sosyal ve ekonomik koşullar.
• Endişeyi tetikleyen faktörler.
• Tetikleyen faktörlerin yoğunluğu ya da şiddeti.

Anksiyete belirtileri, nedenin doğrudan ortaya çıkmasıyla (örneğin; fobiye neden olan şeyle yüzleştirildiğinde) ya da nedenin kişinin zihninde en üst sırayı işgal etmesiyle (maddi sıkıntıya düşüldüğünde banka hesap özetinin incelenmesi gibi) kesintiye uğrayabilir. Diğer durumlarda ise sürekli olarak tahrik ve korku duygusu var olabilir. Özel bir anksiyete sorunu cinsine panik bozukluğu adı verilir. Panik bozukluğu olan kişi kendisini, panik atak olarak bilinen ve önceden tahmin edilemeyen şiddetli bir korku nöbeti içerisinde bulur. Bu olay aniden başlar ve birkaç dakika da sürebilir, bir saat de. Kişiler atak anında şiddetli anksiyetenin dışında genellikle bir ya da daha fazla fiziksel belirti gösterebilir.
Anksiyete hipervantilasyona neden olabilir (aşırı hızlı soluk alıp verme). Bunun nedeni, stres yüzünden soluğunuzu kontrol etmek istemeniz ve bunda aşırıya kaçmanızdır. Kandaki karbondioksit seviyesi düşer ve otomatik solunum mekanizması kapanır. Soluk alamama hissi sıkıntı vericidir ve daha derin nefes alma gereksinimi hissedilir. Bir kağıt kese yardımıyla ağızdan soluk alıp vermek bu döngüyü bozar ve kandaki oksijen ve kar-bondioksiı scvivclcı ini normal hale getirir. I lipeıvanl ilasyon panik atağın genel bir özeliğidir.

Sınavlar ve okul yaşantısının stresi çocuklar ve gençlerde kolayca aııksiyetoye yol açabilir. Belirtilerin nasıl tanınabileceğini ve anksiyeteye yol açan nedenlerle etkili olarak nasıl ilgilenileceğini öğrenmek için asla çok erken değildir.

ANKSİYETE NEDENLERİ
Anksiyetenin genel nedenleri:
> İlişki sorunları.
> Kayıp ve ölüm.
> Sağlık problemleri.
> Maddi endişeler.
> İşle ilgili sorunlar.
> Çözülmemiş çatışmalar.
> Fobiler ya da obsesif kompulsif bozukluk.
> Hipertiroidizm gibi fiziksel nedenler.

Ayrıca anksiyete depresyonla birlikte görülebilir ya da onunla yer değiştirebilir veya şizofreni gibi daha ciddi bir bozukluğun parçası olabilir. Ama çoğu kez özel bir neden bulunamayabilir.

Profesyonel danışmanlar bir problemin altında yatan sorunun bulunması için yardımcı olabilirler. Anksiyeteye yol açan nedenin açığa çıkması hastanın tedavisi yolunda önemli bir adımdır.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ


Tedavideki ilk adım, bunalımınızın kar maşık bir takım fiziksel ve zihinsel sağ lık problemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı üzerinde düşünmektir. Başlangıç olarak durumu bir doktor ya da danışman ile tartışmak önemli olabilecek bazı etkenlerin açığa çıkmasına yardımcı olabilir. Ayrıca doktorunuz, belirtilerinize neden olabilecek bazı fiziksel nedenleri (tiroit hormonunun fazla salgılanması gibi) ortaya çıkarabilmek amacıyla kan testi yapılmasına da karar verebilir.
Doktorun, belirtilerin nedeninin anksiyeteyle ilgili olduğunu söylemesi, ciddi bir hastalık (örneğin, önemli bir kalp hastalığı) geçirdiği endişesini taşıyan bazı hastaları rahatlatır. Kısa bir süre sonra belirtiler düzelir ve büyük olasılıkla an İnsiye tc azalır.
An ks i yete tedavisinin kabul edilen iki yolu vardır:
• İlaç terapisi: Yaygın olarak benzodiazcpin ailesine ait anti-anksiyete ilaçlan kullanılır. Ihı ilaçlar kısa dönem aııksi yete ve huzursuz uykuya yararlı gelebilir, ama aşırı bağımlılık yapar ve zararlı yan etkileri vardır. Hu nedenle, uzun dönemde kullanılamazlar. Anksiyetenin depresif bir hastalıkla bağlantısı varsa antidepresan ilaçlar yazılabilir.
• Destekleyici terapi: Danışman, kişiden anksiyeteye neden olabilecek temel nedenler üzerinde yoğunlaşmasını isteyebilir. Psikolojik bir yaklaşım (bilişsel davranışçı terapi) endişe tetikleyici durumlarda kişinin tepkilerini değiştirmeye çalışır. Eğer anksiyetenin temelinde fobi ya da obsesif kompulsif bozukluklar yatıyorsa, altta yatan psikolojik sorunların giderilmesi yönünde bir uzman terapisi önerilebilir.

UZUN DÖNEM SONUÇLARI

Çoğu durumda, anksiyete şikâyeti olan kişi ne kadar erken tedaviye başlarsa, o kadar hızlı iyileşir. Uygun tedavi yapılmazsa anksiyete kökleşebilir ve gelişerek yaşam boyu sürecek hale gelir.

KENDİNİZE YARDİMCİ OLUN

Özel tıbbi tedavi ve profesyonel danışmanlığın yanı sıra anksiyeteden şikâyetçi olanlar çeşitli yaşam biçimi değişikliklerinin faydasını görmektedir. Bilimsel çalışmaların gösterdiğine göre; düzenli bir biçimde artırılan fiziksel aktiviteler fazla adrenalini tüketir ve huzursuzluk hissini giderecek sağlıklı bir yol sunar. Ayrıca egzersiz morali düzeltir ve daha olumlu bir açıyla bakma cesareti kazandırır. Rahatlama teknikleriyle birlikte uygulanan yoga gibi bir egzersiz türü anksiyetenin üstesinde gelmekte etkilidir. Ayrıca kafein gibi uyarıcılar tükenmeye son vermek anksiyetenin fiziksel belirtilerini çarpıcı bir biçimde azaltmaktadır.

Çalışmalar, anksiyeteden şikâyetçi olanlann evcil hayvan edinmesinin yarar sağladığını ortaya koymaktadır. Bîr hayvanla ilgilenmek ve onu sevmek sakinleştirici bir etki yapar.

PANİK ATAKLAR

Panik bozukluğu olan bir kişi, korkuyu tetikleyen bir duruma tepki olarak aşırı miktarda adrenalinin kan dolaşımına salınması sonucunda ciddi fiziksel belirti nöbetlerinden şikâyetçi olabilir. (Normal koşullarda, bu nörotransmitter, tehdit eden bir durumla karşılaşıldığında vücudu “dövüş ya da kaç” moduna hazırlayabilmek için salgılanır; kalp atışı ve solunum hızlanır ve kan vücudun diğer yerlerinden kaslara yönlendirilir.) Panik atağın tipik belirtileri:
> Çarpıntı.
> Göğüste ağrı ve tıkanma.
> Zor ya da hızla nefes alma.
> Sersemlik hissi ve baygınlık.
> Terleme, titreme ve mide bulantısı.
> Kollarda ağırlık.
> Parmaklarda karıncalanma.
> Ölecekmiş gibi hissetmek.
Panik ataklar tedavi edilmezse fobilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bir panik atak durumuna tanık olmak korkutucu olabilir ya da bunu bir kalp krizinden ayırt etmek kolay olmayabilir. Panik atak genelde kişiye herhangi bir zarar vermeden geçer, ama yine de böyle bir atak geçiren birinin yanındaysanız ve panik atak ya da daha ciddi başka bir şey olduğu konusunda şüpheleriniz varsa, derhal tıbbi yardım istemeniz önerilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.