Aşk acısı çekenlerde ‘Zig Zag’ dönemi başlıyor

‘Sevilen kişinin kaybı ihanet ve travma yaratır’ diyen Prof. Dr. Sedat Özkan aldatılan kişilerin yaşadıklarını şöyle özetliyor: Ayrılanlar ‘Zig Zag’ adını verdiğimiz pazarlık sürecini yaşar. Egosu olmayanlar ayrılığı hafif atlatır
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, aşk acısının belirtilerinden tedavisine kadar merak edilen tüm soruları yanıtladı. Özkan mutluluk formülü de verdi.

Aşkın süresini uzatmanın yolları nelerdir?
Kişi sanat, spor, felsefe ve şiirle hayatını ne kadar zenginleştirirse, o ölçüde duygusal olgunluk ve yoğunluk yaşar. Bu da ilişkiye dinamizm ve zenginlik katarak, besler. Burada önemli olan ilişkiyi sürdürme tarzıdır. İnsanlar doğru tercih yapsalar bile, ilişki sürdürme tarzları yanlış ise ilişki de zamanla tükenir. İlişki durağan değildir, sürekli değişen koşullara uyum gerektirir. Kişiler sevdikleri insanın duygusal, zihinsel ve sosyal gereksinimlerini fark edip, ortak paylaşımlarını sürekli kılmalılardır.

Evlilikte aşkın bitmesinde ailedeki diğer üyelerin de etkisi olabiliyor. Bu riski en aza indirmenin yolları neler?
Çekirdek ailenin pekiştirilmesi gerekiyor. Çocukların hangi okula gideceğine kadar olan bütün kararları karı-kocanın birlikte alması çok önemli. Üçüncü kişiler de eşler arasındaki karar sürecine karışmamalıdır. Roller ve işlevlerin çatışmaması gerekiyor. Kadın; annedir, çalışan kadındır, bireydir… Erkek de yerine göre baba, koca, işadamı, çalışan kişi, taraftardır… Çiftler birbirlerinin diğer kimliklerini de kucaklamalı ve saygı duymalıdır. İlişkinin mahremiyeti de unutulmamalıdır.

RUTİNLEŞMEYE DİKKAT!
Evlilik aşkı öldürürü mü?
Bu, bir beceriksizliktir. Aşkın bedensel ve ruhsal boyutlarıyla yaygınlaşması ilişkiyi pekiştirir. Evlilik psikolojik bir kavramdır, iki kişinin kendi koydukları ortak iradedir. Olgunlaşan egonun diğer bir egoyla bütünleşmesidir. İki kişinin çevredekiler tarafından bir bütün olarak algılanmasıdır. Psikolojik bütünleşmeyi yaşayan kişi, evliliğe hazırdır. Hukuk ve evlilik kurumu, bozuk ilişkileri sürdürmeye yetmez. Ancak sağlam bir ilişkide güven ve sadakat ile birlikte sosyal ve hukuki kurumsallaşmadan çekinmez. Kişi rutinleşirse, ilişki de rutinleşir. Ancak birlikteliklere yenilikler ve tazelikler katılırsa, ilişki rutinleşmez. Kişilerin rutinleşmesi ilişkiyi de rutinleştirir. Bundan kaçınmak gerekir.

BÜYÜK KUTLAMALARI KÜÇÜLTÜN
Sevgililer Günü gibi özel günler, beklentiler nedeniyle sorun mu yaratır, yoksa sürprizler ilişkiye renk mi katar?
Birbirini seven insanlar, duygularını ifade etmeye fırsat verecek her durumu değerlendirmeliler. Geleneksel toplumlarda sevginin ifadesi biraz sınırlandırılmıştır. Özel günlerde şatafatlı, abartılı beklentilerden de kaçınmak gerekir. Kişi zaten özel olduğunu hissediyorsa, küçük mesajlar yeterlidir. Kişi ilişkide özel olduğunu hissetmiyorsa, güven yoksa hiç fayda etmez.

Aşık olan kişi aldatır mı?
Aşık olan kişi aldatmaz. Aşkta doğası gereği aldatma olmaz. Çünkü aşkta o kişiyi incitmemek onun biyolojik ve sosyolojik varlık alanlarına değer vermek esastır. Aldatıyorsa, kişiliği ile ilgili zafiyeti vardır.

AŞKI NELER BİTİRİR?
Sadakatsizlik
Sözel ve duygusal şiddet
Kişiliğine saygısızlık
Açık iletişimin olmaması
Paylaşımların gittikçe azalması
Farklı beklentilere yönelme
Dünyayı birlikte kucaklayamama
Fedakârlıktan sakınma
Krizlere karşı dirençli olamama
Suçlayıcı tutumlar geliştirme
Karar süreçlerinde birlikte davranmama
Duygusal yoksunluk

MUTLULUK İÇİN AKIL GEREK
Aşk acısı nedir?
Aşık olduğu kişiye kavuşamamasıdır, terk edilme, ihanet ve sevdiği kişiyi kaybetmesidir. ‘Love is what does love’ (Aşk kendi önünü açar)… Yeter ki ilişki akla aykırı olmasın, aşk kendi önünü açar, kendi koşullarını yaratır. Sevilen kişinin kaybı en trajik aşk acısıdır. Sevilen kişinin kaybı yas reaksiyonu; ihanet ise travma yaratır.

Aşk dolu, sağlıklı ve mutlu bir birlikteliğin anahtarı nedir?
Aşk da mutluluk hem yürek hem akıl gerektirir. Sadece duygu ve dürtü ile de değil duygu, tutku, akıl, emek, sorumluluk, çalışma, sadakat, olgunlaşmış ego ve akılla sağlanır.

AMELİYAT İZİ GİBİDİR
Aşk acısı çekenlere ilaç tedavisi mi, psikoterapi mi uygulanıyor?
İlaç tedavisi öncelikli değildir. Ölüme bağlı ayrılıklarda ilaç tedavisi gündeme gelebilir. Eğer her iki kişi de başkalarına aşık olmamışsa, yaşananlardan sonra üzüntü yaşanıyorsa, ilişkide restorasyon mümkün olabilir.

Aldatmanın yaşandığı ilişki sağlıklı devam edebilir mi?
Aldatmanın izi ameliyat izi gibi kalıcıdır. Kimi zaman erkekler hem eşiyle hem de diğer sevgilisiyle ilişkisini sürdürmek ister. Bu durum kadını travmatize eder. Kadının kocasının bu isteğini kabul eder gibi gözükmesi psikolojik illüzyondur. Seven hiçbir kadın ya da erkek, sevdiğini başka bir insanla paylaşmayı düşünemez. Aldatıldığı gerçeği ile yaşayan kadınlar er ya da geç psikolojik sıkıntı yaşayacaklardır. İlişki mutlaka zedelenecektir.

ACININ SÜRESİ İKİ İLE ALTI AY ARASINDA DEĞİŞİYOR
Aşk acısı nasıl tedavi ediliyor? Her ayrılıkta tedaviye ihtiyaç duyulur mu?
Aşk acısı iki ile altı ay arasında sürüyor. Burada ilişkinin süresi değil, niteliği ön plana çıkıyor. Öfke, kin, hırs, üzüntü, acı ve elem yaşanıyor. Duygusal muhasebenin ardından akıl öne çıkıyor. İlk günler riskli, ilk iki gün ve iki hafta kritik geçiyor. Kendini kontrol etme güçlüğü varsa, işini sürdüremiyor. Böyle bir travma yaşayanlara biz, profesyonel yardım öneriyoruz. Sakin olmalarını ve ani kararlar vermemelerini tavsiye ediyoruz.

ERKEKLER AZ ACI ÇEKER
Aşk acısı kadın ve erkeklerde farklı tablolara neden oluyor mu?
Kadınlarda iki kutupçu tutum ortaya çıkıyor; ‘çaresiz’ ya da ‘saldırgan’… Aşk acısı çeken erkeklerde profesyonel yardım için başvuru kadınlara oranla çok daha azdır. Erkekler, aşk acısını daha rahat atlatıyor. Aldatılan erkek eğer evliyse, hemen boşanıyor. Klinisyen olarak izlenimim; aldatılan kadınlarda erkeğin tutumunu kaza gibi algılama eğilimi fazla. Eğer ilişkinin zemini köklüyse, çiftler ilişkilerini ‘kazadan’ arındırıp sürdürebiliyorlar. İlişki kurumuşsa, ya boşanıyorlar ya da aldatmaya devam ediyorlar.

SORUNU BEYİNDE ÇÖZÜN, VÜCUDUNUZ HASTA OLMASIN!
Aşk acısının fiziksel yansımaları var mı?
Psikolojik acıyı hafifletmek için fiziksel belirtilerle acıyı ortaya koyma yönünde bilinçdışı yönelim vardır. En fazla ağrı yakınması görülür. Bu ağrı, bastırılmış öfkenin bedenselleştirilmesidir. Çoğul, değişken ağrı yakınmaları ile doktora başvuranlarda psikolojik faktörler de araştırılmalıdır. Bunun dışında hangi organ sistemi zayıf ise, bu sistemde belirti düzeyinde yakınmalar olur. Sorun beyinde çözülmediyse, beden hasta olacaktır ve mutsuzluk devam edecektir.

İHANET VARSA ÇATIŞMALI BİR DÖNEM BAŞLAR!
Aşk acısıyla birlikte hangi tepkiler ortaya çıkar?
Eğer bir kayıp varsa, aşık olduğu kişi yaşamını yitirmiş ise o zaman kısa, orta ve uzun dönemli yas yaşanır. Mutlu ve doygun ilişkisi olanlar sevdiğini kaybettiğinde olgun kabulleniş gösterir. İhanet ve terk edilme olduğunda ise çatışmalı bir dönem başlar. Burada öfke ve travma en öndeki duygudur. Yaşanan süreç şöyledir; inkar etme dönemi, kabullenme ve sorgulama… Kişi, her şeyi sorgulayarak öfke ve travmanın nedenlerini anlamaya çalışır. İlişkinin yeniden devam etmesi, ilişki ile ilgili olasılıkları gündeme getirir. Bu duruma biz ‘Zig Zag’ dönemi diyoruz. Bu dönemde “Lanet etme, karşı tarafı suçlama ve kendini eleştirme…” gibi diye birçok duygu art arda yaşanır. Travmanın etkisiyle yeni maceralara yönelinebilir. Egoyu tamir etmeden yeni ilişkilere başlamak, yeni travmalara yol açar. Travmatik süreç tamamlanmadan yeni bir ilişkiye başlamak doğru değildir. Egosu olmayanlar ayrılık acısını daha kolay atlatır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.