DEPERSONALİZASYON

DEPERSONALİZASYON

Kişinin kendi gerçeklik duygusundan ya da bedeninden ayrıldığı hissinin olduğu, ya da sanki bunları dışardan bir gözlemci gibi izlediği hissinin yaşadığı, sürekli veya yineleyen yaşantıların olduğu bir bozukluktur. Bu yaşantısı sırasında kişinin gerçeği değerlendirmesi bozulmaz.

Genel toplumun yaklaşık %70’inde depersonalizasyon izole bir fenomen olarak görülebilir. Bu tanıyı koymak için belirtilerin yinelemesi ve klinik açıdan belirgin bir strese ya da toplumsal, mesleki işlevsellikte azalmaya neden olması gerekir. Anksiyete bozuklukları (örneğin; panik atak sırasında), depresyon ve şizofrenide depersonalizasyon bir belirti olarak bulunabilir.

Ayırıcı tanıda epilepsi ve beyin tümörü mutlaka dışlanmalıdır. Çoğunda belirti yoğunluğu herhangi bir önemli dalgalanma olmaksızın, sabit bir seyir izler.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Depersonalizasyon bozukluğu genellikle kendiliğinden geçer. Her ne kadar gerçeklikle bağlantılı olmadığınızı hissetseniz de, aslında bağlantılısınızdır. Çoğu hasta zamanla düzelir.
Kendiliğinden geçmezse psikoterapi yarar sağlayabilir. Aslında psikotik bir bozukluk olmamasına rağmen, antipsikotik ilaçların ve antidepresanların da iyi sonuç verdiği görülmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.