Glutatyon Nedir

Glutatyon Nedir

Glutatyon, gama glutamat, sistein ve glisin amino asitlerinden oluşmuş bir tripeptittir. Glutatyon, redükte halde sentezlenir. Sentez intraselüler ortamda gerçekleşirken, hidrolitik yıkımı gama glutamil transferaz ve peptidazlar ile hücre zarının dış kısmında gerçekleşir. Sentezi ATP’ye bağımlı olup GSH tarafından “feed-back” inhibisyona uğrar. GSH’nm yapısındaki sistein, sistationin yolunda S-adenozil metionin reaksiyonundan sağlamr. Bu reaksiyon ATP’ye karşı yüksek Km’e sahip olduğundan hipoksiden önemli ölçüde etkilenir. Bu nedenden dolayı hepatik oksijenizasyonundaki bir yetersizlik GSH sentezinde azalmaya yol açar.

Glutatyon S Transferaz

GSH’nm oksidasyonu hem non-enzimatik olarak hem de glutatyon peroksidaz (GPx) enzimi ile olur. Oluşan okside glutatyon (GSSG) pentoz fosfat yolundan sentezlenen redükte nikotinamid adenin dinükleotid fosfatı (NADPH) kullanarak glutatyon redûktaz (GR) ile redüklenir. Pentoz fosfat yolundaki bir aksama glutatyon metabolizmasına da zarar verir.

GSH, radikallerin oluşturduğu hasara karşı hücreyi savunmada önemli görevler üstlenir. Koruyucu etkisini 3 yolla gerçekleştirir:

1. Radikalleri, direkt olarak vitamin E’ye bağımlı olarak yok eder.
2. Peroksidazlarla lipid peroksit radikallerini yok eder.
3. Proteinlerin disülfît konumlarına tiol sağlayarak onları korur.
Hücrelerde GSH içeriğini etkileyen faktörler bu koruma oranını değiştirebilir. Hücreden hücreye GSH içeriği, hem sentez, hem de alım bakımından değiştiğinden, farklı hücrelerin oksidan strese karşı cevabı da farklıdır.

Glutatyon, eritrositte demiri Fe+2 durumunda korumaktan da sorumludur. Diğer bir görevi ise glutatyon-S-transferaz enzimi yardımı ile xenobiotikler ve sitokrom p450’ye bağımlı oksidazlarca üretilen elektrofillerin detoksifîkasyonudur.

Glutatyon Redüktaz

Oksidasyon-redüksiyon reaksiyonları hücre fonksiyonlarının gerçekleşmesi için önemli reaksiyonlardır. GSH, güçlü bir nükleofil olup radikallerle direkt reaksiyona girerek tiol içeren proteinleri ve diğer okside ürünleri indirger. Özellikle serbest radikallerce ve peroksitlerce oluşturulan hasara karşı selüler cevapta önemli rol oynar.
Anoksi, metabolik transport reaksiyonlarım inhibe ederek hücrenin mitokondrial Ca+2 konsantrasyonunu düşürüp, ATP sentetaz aktivitesini azaltarak GSH ve NADPH sentezinde azalmaya yol açar. Anoksi sonrası hücreler, metabolik kapasitelerini ve hücresel antioksidanlarla detoksifikasyon güçlerini yitirirler.

İskemi – Reperfüzyon İle Oluşan Doku Hasarı

İskemi-reperfüzyon esnasında ortaya çıkan süperoksit anyonu (02), hidroksil radikali (OH) ve hidrojen peroksit (H2O2) gibi serbest radikaller yağ asitlerini etkileyerek membranda lipid peroksidasyonuna, proteinleri etkileyerek amino asit yapı bozukluğuna, sülfîdril gruplarmm oksidasyonuna ve polipeptid zincirinin kopmasına yol açar (27). iskemi sırasında hücre içinde aerobik metabolizma hızla anaerobik metabolizmaya dönüşür. Hücrede protonlar, laktat ve inorganik fosfatlar birikir. Hücre içi asidoz Na-K-ATPaz pompasının bozulmasına neden olur. Hücre içine Ca+2, Na+ ve Cl” iyonlarının girişi artar, K+ iyonu azalır, iskemi sırasında hücre içine kalsiyum girişinin artması endojen fosfolipazlarm aktivasyonuna ve hücre membran bütünlüğünün bozulmasına neden olur. Membran lipidlerinin yıkımı sonucu artan araşidonik asit miktarı reperfüzyon sırasmda lipooksijenaz ve siklooksijenaz enzimleri aracılığı ile prostaglandin ve tromboksanları oluştururken süperoksit üretimine de neden olur.

İskemik periyod esnasmda yeterince oksijen sağlanamaması ve metabolitlerin birikmesi de hücre hasarına katkıda bulunur. Hücresel enerji düzeyinin hızla düşmesi mitokondrial fonksiyonların bozulmasına, protein sentezinin azalmasına ve hücresel membran fonksiyonlarının etkilenmesine yol açar

İskemi-reperfüzyon esnasmda ortaya çıkan serbest radikallerin kaynağı doku ve organlara göre değişmekle beraber başlıca mekanizmalar şunlardır ;

1) Mitokondriyal elektron transport sisteminin bozulması
2) Ksantin oksidaz enziminin aktivasyonu
3) Nötrofil aktivasyonu
4) Araşidonik asit salınımının artması
5) Katekolaminlerin otooksidasyonu
6) NOsahnımı

Mostafa ve ark., infertilite nedeniyle varikoselektomi yapılan 68 hastada yaptığı çalışmada varikoselektomi sonrası seminal plazmada serbest oksijen radikallerinde anlamlı derecede düşüş, yine seminal plazmada antioksidan seviyelerinde anlamlı derecede artış tespit etmişlerdir. Koca ve ark. 30 infertil ve 20 fertil hastada yaptığı bir çalışmada fertil grupta seminal plazmada antioksidan kapasitenin anlamlı derecede yüksek olduğu izlenmiş, seminal plazmadaki azalmış antioksidan kapasitede sperm fonksiyonlarmda özellikle motilitede anlamlı bozulma saptamışlardır

Biz de klinik varikosel ile birlikte infertilitesi olan veya olmayan varikoselektomi yapılacak erkeklerde periferik venöz ve teşriktiler venöz kan örneğinde serbest oksijen radikallerini tespit etmeyi amaçladık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.