Menopoz

Menopoz kelimesi, yunanca aylık anlamına gelen men ve kesilme anlamındaki pause kelimelerinden gelir ve beklenmedik bir olay değildir. Yeterince yaşayan her kadının ardarda gelen doğal ve normal yaşam evrelerinden biridir.
Anne kız çocuğa gebe kaldığında, çocuğun sahip olacağı yumurta sayısı matematiksel olarak belirlenir. Çok az olguda bu sayı farklı olur. Gebeliğin hemen başında bu sayı 6-7 milyon kadardır. çocuk doğuncaya kadar geçen süre içinde doğal seçimle bu sayı azalır. Doğum esnasında her kız çocuğunun 400 000 – 500 000 yumurtası vardır. Bu sayı sabittir ve artık geri sayım başlamıştır. Yumurtalar yumurtalıklarda ergenlik çağına yani adet görme yaşına kadar sakin, sessiz beklerler. Bu dönemde vücudun gelişmesi ile paralel olarak cinsiyet ile ilgili hormon salgıları başlar ve artık yumurtalar bu salgıya olgunlaşarak cevap verirler. Düzenli adetler yumurta olgunlaşması ve her ay kadın vücudunun gebeliğe hazırlığını gösterir. Her adet döneminde yaklaşık 900 – 1000 yumurta olgunlaşma çabasına girişir, ancak bunlardan sadece biri, pek nadiren de ikisi yeni bir canlı oluşturabilecek kadar olgunlaşır ve döllenmek üzere yumurtalık dışına atılır. Geri kalanlar, yani seçilemeyenler bulundukları yerde telef olurlar. Bu matematiksel hesaba göre hanımlar yaşamları boyunca 400 – 500 adet kanaması geçirecek demektir, çünkü yumurta sayısı ancak bu kadarına izin verir. Bu zaman olarak hesaplandığında 30 ila 40 yıllık bir dönem demektir. 10 – 12 yaşlarında adetlerin başladığını düşünürsek yumurtaların tükeneceği yaşı bulmak zor olmayacaktır. Bu yaş antik çağdan beri değişmemiştir ve hesaba göre 50 – 52 olarak belirmektedir. Sigara içen hanımlarda bu durum 5 – 7 yıl önce gelişir. Bu yaşlarda hanımların son kez yaşadıkları adet kanamasına da menopoz denir.

Menopoz, kadınlarda genellikle 45-50 yaşları arasında yumurtalıkların görevini eskisi gibi yapamamasına bağlı olarak adetten kesilmeye verilen addır.
Menopoz bir hastalık değil, yalnızca yaşamın bir dönemidir.

Menopoz, kaçınılmaz bir yazgı değildir. İyi bir tedavi ile bu dönemi sorunsuz geçirebilirsiniz.

Menopozun ilk belirtileri; adet düzensizlikleri, uykusuzluk, gerginlik, ateş basması, çarpıntı gibi sorunlardır.

Ciltte kırışıklık, idrar kaçırma, cinsel bölgede kaşıntı, yanma, kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve cinsel isteksizlik menopozun ileri dönemlerinde görülen yakınmalardır.

Menopoza girilmesiyle vücutta başka hastalıklar da ortaya çıkabilir. Bunların başında kalp ve damar hastalıkları ile osteoporoz denilen kemik erimesi gelir.

Menopozda hormon tedavisi, vücutta yaşa bağlı olarak azalmış olan kadınlık hormonunun yerine konması anlamına gelir.

Hormon tedavisi, bir doktor tarafından, gereken bütün tetkikler yapıldıktan sonra başlanırsa kesinlikle kansere neden olmaz.

Hormon tedavisi kilo almaya neden olmaz.

Menopoz tedavisine adet düzensizlikleri başladığı zaman başlanırsa en kısa sürede en iyi sonuç alınır. Menopoza bağlı rahatsızlıklar ortaya çıktıktan sonra başlanan menopoz tedavisi, şikayetlerin artmasını önler ancak vücutta meydana gelmiş hasarları gideremez. Örneğin tedavi ile kemik erimesi önlenir, fakat azalmış olan kemik dokusu yerine gelmez.

Menopoz tedavisinde süreklilik çok önemlidir. Bazen ömrünüzün sonuna dek ilaç kullanmanız gerekebilir. Doktorunuzla çok iyi bir ilişki kurmalı, kafanıza takılan soruları mutlaka sormalısınız. Unutmayın eğer iyi bir tedavi görürseniz, MENOPOZ DÖNEMİ SİZİN İÇİN YAŞLILIK DEĞİL, İKİNCİ BAHARINIZ OLABİLİR. Bu dönemin kendine özgü güzelliklerini mutlaka görmelisiniz.

Premenopoz, 40 yaş civarında başlar, genellikle belirti vermez. Sadece çok küçük hormonal değişimler gözlenebilirve menopoz ile sonlanır. Adet araları normal sınırlar içinde kalmak üzere (örneğin 21-25 günde bir adet görme) kısalır. Üreme yeteneğindeki ilk yaşlanma bulguları folikül stimüle edici hormon (FSH) salgısındaki artıştır. Luteinize edici hormon (LH) bundan etkilenmez, çünkü östrojen ve progesteron normal düzeylerdedir.

Klimakterium, genellikle 45 yaş civarında başlar ve yaşlılık (senil) döneminin başlangıcı kabul edilen 65 yaşa kadar devam eder. Adet düzensizlikleri, sıcak basmalarının ortaya çıkması gibi bulgu ve belirtiler, klimakterik dönemin başladığını gösterir.

Perimenopoz, klimakterium ile birlikte başlar ve menopozdan 1 yıl sonra biter. Yoğun yakınmaların olduğu dönemlerden biridir. Perimenopoz döneminde adet araları çok değişkendir. (20 – 35 gün) ve % 40’ında artık yumurta (oosit) üretimi yoktur. FSH ve daha az olmak üzere LH düzeyleri genellikle yüksek, östrojen ve progesteron seviyeleri genellikle düşüktür.

Menopoz, geçirilen son adet kanamasını niteleyen bir kavramdır. Menopoz bir dönem değil sadece görülen son adet kanamasının adıdır. Sonuçta sayısı belli olan yumurtalar (oositler) tükenir. Menopoz yaşını geciktiren en önemli faktörün, adet aralarının uzun olmasıdır (30-35 gün). Menopoz yaşını etkileyen en önemli dış etken sigara içimidir.

Postmenopoz, menopozal geçiş döneminin son fazıdır. Son adet kanamasından yani menopozdan 1 yıl sonra başlar ve yaşlılık dönemi başlangıcına kadar sürer. Postmenopozal dönemde terleme, sıcağa tahammülsüzlük, uykusuzluk gibi vazomotor belirtiler ve psikolojik yakınmalar ağırlık kazanacaktır.

Östrojen eksikliğinin çeşitli başka etkileri de ortaya çıkacaktır. Ürogenital sistem yaşlanması ve gerilemesi, buna bağlı olarak idrar tutamama, ağrılı idrar yapma gibi üriner yakınmalar ve elastikiyet kaybı, kırışıklık, cilt gerginliğinin azalması, saçlarda seyrelme gibi dermatolojik problemler görülecektir. Östrojen eksikliğinin uzun dönem sonuçları kemik erimesi (osteoporoz) ve kalb-damar sistemi (kardiovasküler) hastalıklarında artıştır.

Serum yağ düzeylerinin yüksekliği, yüksek kan basıncı, aşırı kilo alma, fizik aktivitesi az bir yaşam, sigara ve alkol değiştirilebilir kalb-damar sistemi risk faktörlerini oluştururken, erken menopoz (45 yaştan önce) ve ailesel yatkınlık değiştirilemeyen risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Genetik özellikler, erken menopoz, ilk adetin geç ortaya çıkması, kullanılan ilaçlar, beslenme ve yaşamsal alışkanlıklar menopozdaki kemik mineral kaybı ya da başka bir deyişle kemik erimesinin risk faktörlerini oluşturur. Kemik yoğunluğunun incelenmesi özellikle önemlidir, çünkü kemik kütlesinin her bir standard sapma değeri azalmasında, kemik kırığı riski ikiye katlanmaktadır. Kemik mineral yoğunluğunu kantitatif ölçen çeşitli yöntemler vardır. Ülkemizde en yaygın kullanılan kantitatif yöntem dexa‘dır. Takibin 2 yılda bir yapılması yeterlidir.

Menopozda memedeki değişimler, süt salgı bezleri ve kanal sistemi yapılarının gerilemesi, yağ dokusunun azalması, meme boyutlarının küçülmesi ve meme hastalıklarının azalmasını kapsar. Menopozal dönemde meme takibi, genital muayeneye meme muayenesinin eklenmesini, 2 yılda bir mamografi, ya da yılda bir meme ultrasonografisini içerir.

Endometrial inceleme özellikle hikayesinde doğurganlık döneminde düzensiz yumurta üretimi ya da çoğu kez üretememe, rahim duruyorsa tek başına (progesteron almadan) östrojen kullanma, şeker hastalığı (diabetes mellitus), şişmanlık, kronik karaciğer hastalıkları, kronik alkol kullanımı olanlarda önemlidir. Ayrıca düzensiz vajinal kanama olanlarla; ultrasonografi bulgularında hormon yerine koyma tedavisi öncesi endometriumu 5 mm’den kalın ya da düzensizlik olanlarda endometrial inceleme (biopsi) gereklidir.

Menopozdan sonra hanımların çoğu kere yaşadıkları sıkıntıların, değişimlerin nedeni, yumurta gelişirken yeterince ürettikleri, ama yumurta tükendikten sonra üretemedikleri özellikle östrojen hormonu eksikliğine bağlıdır.

Gerekli olduğunda bir ameliyatla yumurtalıkların çıkarılması da aynı eksikliği ve sorunları yaşa bağlı olmaksızın yaşatacaktır. Sadece rahmin çıkarılması, yumurtalıkların yerlerinde bırakılması adet kanamalarını engeller, çünkü kanama rahimdeki doku değişimidir, ancak hormon salgısı normal devam ettiği için menopoz sonrası sorunlar ortaya çıkmaz, taa ki yumurtalar tükeninceye kadar.

Memeliler arasında sadece insan üreme yeteneğini kaybettikten sonra da uzunca bir süre yaşar, diğerleri ise üreme fonksiyonlarını yitirdikten kısa bir süre sonra ölürler. Aslında üreme yeteneğinin sona ermesinden sonra yaşamın devam etmesi, insanlar için de çok eski değildir. Ancak 19. Yüzyıl ortalarından bu yana insan, özellikle de kadın ömrü uzadığı için günümüzde “ menopoz ” diye bir kavram vardır.

Kadın hayatının bu dönemi sadece kadın sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da çok önemlidir. Son yüzyılda insanın ortalama ömrü 80’li yaşlara uzarken doğa, sanki doğurganlık döneminde yüklendikleri riskleri ödüllendirircesine, kadınlara daha cömert davranmıştır. Ortalama menopoz yaşı 50-52 kabul edilirse, kadınların bundan sonra da yaşayacak 25-30 yılları daha vardır. İşte bu dönemin sağlık içinde ve konforlu yaşanması için hormon yerine koyma tedavisi HRT günümüzde çok sıklıkla kullandığımız bir yöntemdir.

Menopozda Ortaya Çıkan Şikayetler ve Değişimlere Yakından Bakış

Bu bölümde menopoz ve yaşlılıkta kadında meydana gelen değişimler ve yakınmalara biraz daha yakından bakalım ve bir sonraki bölümün sonunda daha detaylı bahsedeceğimiz hormon yerine koyma tedavisi yanında, bu yakınmaları azaltıcı önlemleri gözden geçirelim.

Adet düzensizlikleri : Yumurta ve hormon üretimindeki aksamalardan kaynaklanır. Üreme yeteneği azalır, ama sürer. Hem istenmeyen gebeliklerden korunmak, hem de adetlerin düzenini sağlamak için doktor önerisi ve kontrolü ile gebeliği önleyici haplar kullanılabilir. Ancak adetleri düzensiz olan her hanımın doktora başvurması gereklidir.

Sıcak basmaları ve terleme nöbetleri : Belden yukarıda, özellikle yüz ve boyunda hissedilir. Çoğunlukla ciltte bir pembelik, ısı artışı ve terleme ile birliktedir, nabız sayısında da artış vardır. 3 – 6 dakika süren bu olayı genellikle bir titreme ya da ürperme takip eder. Soğuk terleme şeklinde de orta çıkabilir. Böyle durumlarda,
Sakin olmaya çalışılmalı,
Derin nefes alma ve gevşeme egzersizi yapılmalı,
Sıcak hava, alkol, kahve, çaydan kaçınılmalı,
Giysiler hafif ve kolay değiştirilebilir olmalıdır.
Ayrıca soğuk kopmreslerle soğutma da yapılabilir.

Sinirlilik, yorgunluk, depresyon, aşırı hassasiyet, kendini hasta hissetme, uykusuzluk :Burada ortaya çıkan yeni bir döneme girişin getirdiği negatif duygulardır. Üreme yeteneğinin kaybedilmesi, alışılan adetlerin kesilmesi, yaşlanma, cazibenin kaybedilmesi korkusu bu olayları uyarır. Kimi zaman ilaçla yardım gerekir. Daha önceden var olan psişik bozukluklar yeniden ve artarak ortaya çıkabilir. Kimi zaman da genç kızlığa özenti gelişebilir.
B vitamini (ilaç, tahıllar),
C vitamini,
E vitamini,
Bitkisel çaylar,
Sarımsak hapları yararlı olabilmektedir.
Baş ağrısı, sırt ve kas ağrıları, hastalık hastalığı, çarpıntı, gaz sancıları:Östrojen azalmasına bağlı olarak kaslarda biriken laktik asid kolay yıkılamaz.
Kilo artışı: Vücut ihtiyaçları değiştiğinden beslenme de değişmelidir. Eski alışkanlıkla aynı beslenme düzeni sürerse kilo artışı hemen ortaya çıkar. Yağlı, tuzlu ve karbonhidratlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
Her yemekte protein ve yeşil sebze ve meyve bulunmalı,
Kahve, çikolata ve benzerlerinden kaçınılmalı,
Atıştırma yasağı olmalı,
Egzersiz yapılmalıdır.
Vücut şeklinin değişmesi: Kalça ve memelerdeki yağ dokusu azalırken, omuzlar, bel ve sırtın üst kısımlarında yağlanma artar, kalınlaşma olur.
B6 vitamini,
Egzersiz vücut şeklini korumada etkili olacaktır.
Vajinitis :Östrojen azalması ile vajenin sahip olduğu bakteri içeriği değişir, enfeksiyonlara karşı direnç azalır. Bu akıntıların artması demektir.
Topikal hormon kremleri,
Sık çamaşır değiştirme,
Pamuklu, nem emici çamaşırların kullanılması, vajenin mikroorganizmalara direncini artıracaktır.
Vajinal kuruluk ve ağrılı cinsel ilişki: Östrojen azalması, vajen salgısında ve vajeni döşeyen epitel katlarında azalmaya yol açar, bu ise cinsel ilişkide olması gereken kayganlığın ortaya çıkışını engeller ve ilişki ciddi ağrılara, hatta kanamalara neden olur.
Topikal hormon kremleri,
Düzenli cinsel ilişki şikayetleri azaltır.
İdrar kaçırma, sık idrara çıkma : östrojen eksikliğinden, idrar yolunun alt kısımları da etkilenir ve kısalır. Bu durumda sık sık idrara gitme ihtiyacı olur ve hatta geceleri idrar yapma ihtiyacı ortaya çıkar. Çok ve zor doğumlarla zaten deforme olmuş ve aşağıya doğru yer değiştirmiş idrar kesesinin de hormon eksikliği ile biraz daha sarkması, öksürmek ve aksırmakla, ıkınma ile istemsiz olarak idrar kaçmasına neden olur.
Topikal hormon,
Mesane jimnastiği,
Değişik operasyon teknikleri ile bu durumu önlemek veya düzeltmek mümkündür.
Dış genital bölgede kaşıntı: Östrojen eksikliği vulva derisinde de incelme ve elastikiyet kaybına yol açar. Bu kolay enfeksiyon gelişmesine ya da irritasyonuna neden olur. Bazı incelemelerden sonra topikal hormon veya steroidli kremler kullanılabilir.
Rahim sarkması: İdrar kesesi gibi rahminde aşağıya doğru yer değiştirmesi hormon eksikliği ile artar. Eğer vajen içinde kalıyorsa ve cinsel ilişkiyi etkilemiyor, idrar problemine yol açmıyorsa temizliğe uygun davranış yeterlidir. Ancak vajen dışına çıkacak ölçüde sarkma varsa ve üstelik sürtünmeye bağlı olarak yara açılmışsa, operasyon gereklidir. Çok ileri yaşlarda ise operasyon yerine, pesser denilen cihazlarla rahim yerine itilir ve orada tutulur.
Ciltte kırışma, incelme: Hem hormon azalması, hem de yaşla, ciltte yer alan kollajen ve elastik lif sayılarında azalma olur. Giderek cilt kalınlığı azalır. Bu arada ciltaltı yağ dokusu ve ter bezlerinde de azalma ile kuruluk gelişir. Bütün bunlar cildin kırışmasına ve sarkmasına yol açar. Şişman hanımların yağ dokularının fazlalığı ve burada üretilen östrojen cildin gergin ve nemli olmasını sağlar. Sigara cildin kan dolaşımını bozarak hasarı artırır. Önlem için ;
Sigara azaltılmalı,
Güneşten korunulmalı,
Günde en az 8 bardak su içilmeli,
Yağlı kremlerle cilt masajı yapılmalı,
C vitamini alınmalıdır.
Saçlarda incelme, yüz kıllarında kalınlaşma: Östrojen yapımı azaldıkça erkeklik hormonu olan androjenler baskınlaşır ve kıllarda değişiklikler olur.
Osteoporoz ( kemik erimesi ): Kemiğin ana yapısı içinde yer alan ve dayanıklılık ve sertliğini veren kalsiyum mineralinin kaybı ve yerine konamaması halidir. Nedenini yine hormon eksikliğidir. Yaşa bağlı olarak hem erkekte hem de kadında 55 yaşından itibaren beklenilen azalma kadınlarda menopoz ile önceden başlar. Kemik kırıkları ve bunlara bağlı sakatlık ve ölümlerin çok önemli bir nedenidir.
Menopoz sonrası ilk 3-4 yılda hızlı bir kayıp vardır. O güne kadar ki yaşam biçimi ve içinde yer alan hazırlayıcı faktörler, riskler kemik mineral kaybının gelişiminde ve hızlı olmasında rol oynar;
Buluğ çağının geç başlaması
Erken menopoz, adetlerin başka nedenlerle de olsa erken kesilmesi
Hiç doğurmamış olmak
Kötü beslenme (kalsiyumdan fakir, kafein, protein ve tuzdan zengin diyet)
Ailevi yatkınlık
Alkol, sigara kullanımı
Fizik aktivitede azlık
Steroid, epilepsi ilaçları, tiroid ilaçları
Siroz
Adet düzensizlikleri

Omurgalarda çökme sonucu boy kısalması, kamburlaşma, sırt ağrıları, kırıklar en sık görülen belirtilerdir. Bunları önlemek için ;

Fizik aktivite artırılmalı,
Alkol ve sigaradan kaçınılmalı,
Uygun aralıklarla (2 yıl) kemik mineral yoğunluk ölçümü yaptırılmalı,
Büyüme çağından itibaren yeterli kalsiyum alınmalı (2 su bardağı süt, kuru baklagiller, pekmez),
Menopoz döneminde günde 4 bardak süt ya da 1500 mg. kalsiyum alınmalı,
Beslenme düzeninde en az hayvansal besinler kadar bitkisel besin bulunmalı,
Tuzdan kaçınılmalı,
Aşırı zayıflık, aşırı şişmanlık olmamalı ve engellenmeli,
Hekim tavsiyesi ve düzenlemesiyle D vitamini alınmalı ve her gün 15 dakika güneşlenilmelidir.
Eklem ağrıları : daha önce var olan osteoartrit ağrıları, menopozla birlikte artar. Östrojenle 2-3 hafta içinde hızla azalır. Uygun eklem egzersizleri yapılmalı.
Kalb ve damar hastalıklarında artış : Menopozla birlikte azalan östrojen hormonu, kan yağlarında değişime yol açar. Yüksek dansiteli lipoproteinler (HDL-iyi kolesterol), azalırken düşük dansiteli lipoproteinler (LDL- kötü kolesterol) artar. Bu değişim damar sertliklerine (ateroskleroz) yol açar. Bunun sonucunda koroner kalb hastalıkları, yüksek tansiyon ve miyokard enfarktüsü görülme sıklığı artar. Menopoz öncesi 3 erkeğe karşılık 1 kadında bu tür hastalıklara rastlanırken, menopoz sonrası bu eşitlenir. Risk faktörleri şunlardır;
Sigara
Ailevi yatkınlık
Önceden kolesterol yüksekliği
Şeker hastalığı
Erken menopoz
Fizik aktivite azlığı
Yüksek tansiyon

Önlemler ;

Sigara azaltılmalı,
Stresten kaçınılmalı,
Şeker hastalığı iyi tedavi edilmeli,
Uygun egzersizler düzenli olarak yapılmalı,
Uygun beslenme uygulanmalıdır.
Miyomlar; Menopozla birlikte küçülürler. Eğer başkaca bir yakınma yoksa tedaviye gerek yoktur.

Postmenapozal kanama: Son adet kanamasından 1 yıl sonra ortaya çıkan adet kanaması ya da lekelenmelere denir. Bu kanamaların 1/3’ü atrofik endometriuma, 1/3’ü endometrium kanserine, 1/5’i poliplere, 1/5’i de hormonlara bağlıdır. Jinekolojik muayene, servikal yayma (smear), endometrial parça alma (biyopsi), ultrason ve gerekirse daha ileri tetkiklerle tanı konmalı ve gereği yapılmalıdır.

Menopoz; Cinselliğin Sonu mu, Yoksa Yepyeni Bir Başlangıç mı ?

Cinsellik, kişinin genital davranışı veya cinsel arzusu şeklinde tarif edilmez. Daha ziyade cinsellik, bireylerin cinsel bilgilerini, inanışlarını, tutumlarını ve değer yargılarını içerir.

Günümüzde insanlar daha uzun ve sağlıklı yaşamaktadırlar. Bu durum sadece yaşlı nüfusun artmasıyla sonuçlanmamış, ayrıca yaşlanmanın doğal sonuçlarına ve toplam yaşam kalitesine olan ilginin de artmasına neden olmuştur. Şüphesiz ki, seks ve cinsellik, ilerleyen yıllarla birlikte tecrübelerin arttığı, haz veren bir durum olmalıdır. Menopozdan önceki cinsel hayatın ve evliliğin durumu, menopozdan sonraki cinsel aktivite ve cinsel tatmin ile doğrudan ilişkilidir.

yumurtalıktan salgılanan kadın hormonların azalmasına bağlı gelişen seksüel fonksiyon bozukluklarının direkt ve indirekt etkileri vardır;

Direkt etkiler, cinsel organlardaki yaşlanma ve gerilemenin sonucudur. Bunlar ;
Genital bölge kan akımının ve kıllanmasının azalması, Büyük dudaklarda küçülme ve zayıflama,
Küçük dudakların ve klitorisin büzülmesi,
Vajen dokusundaki yapısal ve kimyasal değişime bağlı olarak ortaya çıkan pH yükselmesi (pH 3,5-4,5’dan 5’in üzerine çıkar),
Vajen epitel ve kas tabakasının incelmesi,
Vajinal elastisitenin kaybı,
Vajinal ıslaklığın azalması hatta kuruluk,
Ağrılı cinsel ilişki,
Libido (cinsel istek) kaybı olarak sıralanabilir.

İndirekt etkiler, yaşlanmayla değişen vücut görünümünün sonucudur ve kişiye cinsel çekiciliğinin kaybolduğu hissini vermektedir. Bu değişikliklerden bazıları, kilo alımı veya şişmanlık ve genel olarak tüm dokularda görülen, gerginlik ve elastikiyet kaybıdır. Bunların neticesinde ciltte kırışıklıklar ve kuruluk meydana gelmektedir.

Yaşı ilerleyen kadında cinsellik sadece fiziksel değişimlerden etkilenmemektedir; aynı zamanda psikolojik, duygusal ve sosyokültürel faktörlerden de etkilenir ve bunların birbirleriyle olan etkileşimlerinin sonucu olarak kadının kendisini nasıl algıladığıyla da ilişkilidir.

Premenopozda düzensiz kanamalar ve diğer belirtiler başladığında sorunlar başlar. En önemli sorun da artık yaşlanıldığı duygusu ile cinsel intihardır.

Diğer önemli bir sorun da, adet düzensizliği olması nedeniyle kazara gebe kalma korkusudur. Bu dönemde kullanılacak gebelikten korunma yöntemi doğum kontrol hapları olmalıdır, hem adetleri düzenler, hem de gebelikten korur. Elbette rahim içi araç ve diğer yöntemlerde kişilerin kendi tercihlerine bağlı olarak ve doktor kontrolü ve tavsiyesi ile kullanılabilir.

Menopoz sonrasındaki kadın, seksüel uyarılma için gerekli zamanın uzadığını fark eder. Orgazmik kasılmalarda ve orgazm yoğunluğunda azalma, ağrılı rahim kasılmaları, cinsel ilişki düzensizliği ve sayısında azalma gibi değişiklikler ortaya çıkabilir.

Vajinal ıslaklığın azalması nedeniyle vajen duvarlarının yeterince nemlenebilmesi için cinsel ilişki öncesi geçen sürenin uzatılması gerekir. Vajen şekli değişir, boyut ve elastisitesi azalır ve bu nedenle idrar yolları üzerindeki basınç artar. Bu istemsiz olarak idrarı kaçırmaya yol açabilir. Üretra ve vajendeki asiditenin kaybı, bakterilere karşı olan direncin azalmasına ve dolayısıyla üriner ve vajinal enfeksiyonlara yatkınlığın artmasına yol açar.

Klitoris çevresindeki yağ dokusunun azalması, onu direkt uyarılma ile haz almaktan çok, ağrı ve acı duyar bir hale getirir.

İnsanlar yaşlandıkça, fiziksel yetersizlikler ve kronik hastalıklarla da daha fazla karşılaşmaktadırlar. Örneğin artritin sebep olduğu ağrı veya hareket kısıtlılığı, kişinin sekse olan isteğini azaltabilir veya cinsel ilişkiyi rahatsız bir hale getirebilir.

Sertleşme ve meni çıkarmada gecikme gibi problemlerin ortaya çıkması, erkekleri sinirli yapar. O kadar ki kendilerini başarısız hissederek cinsel ilişkiden kaçınır, ilişki giderek seyrekleşir. Sonuç cinsel ilişki için uygun ve istekli yeterli bir eş bulunamamasıdır. İşte bu, hanımların cinsellik açısından menopozdaki en önemli sorunlarından biridir. Erkek ortalama ömrünün kadınlarınkinden kısa olması nedeniyle çoğu kere kadınların eşlerini kaybetmeleri, sorunu iyice büyütür.

Sonuç olarak, sağlıklı ve istekli bir partnerin yokluğu, ortaya çıkan tıbbi sorunlar, yapılmamış veya yetersiz hormon yerine koyma tedavisi ve depresyon, menopoz sonrasındaki kadınların cinsel yaşamlarında bozulmaya ve cinsel istek ve ilişkide azalmaya sebep olan esas faktörlerdir.

Menopoz sonrası hormon yerine koyma tedavisi uygulanıyorsa, daha önce bahsettiğimiz önlemler alınıyorsa, erkek de sağlığına dikkat ediyor ve andropozun gerektirdiği önlemleri uygun bir şekilde alıyor ise, pek çok çift bu dönemi ikinci balayı olarak nitelemekte ve cinselliklerini sağlıklı bir şekilde sürdürmektedirler.

Menopoz Hızlı kilo verme | Kilo vermenin yolları | Kilo verme egzersizleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.