ZONE DİYETİ

ZONE DİYETİDoktor Barry Sears tarafından keşfedilen zone diyeti son günlerin popüler zayıflama yöntemi olarak gündemde kalmayı başarıyor. Bilimsel açıklamalarına göre insülin direnci anlamına da gelen hücresel inflamasyon; vücuda kilo aldıran, kronik hastalıkların gelişimini hızlandıran ve fiziksel aktivitelerin azalmasına neden olan asıl olaydır. Bu olay hiçbir ilaçla engellenememekte ve sadece anti inflamasyon zone diyet ile etkili bir şekilde kaybedilebilmektedir. Eğer hayatınızı artık kontrol altına almak istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey insülin direncinizi azaltmaktır.
Bu diyetin ne çok düşük ne çok yüksek kalorili olan Zone diyeti esnasında yenilen yiyeceklerden meydana gelen çalıştırıcı hormonları elde ederek hücresel inflamasyonu tersine çevirmesi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Diyet programı gayet basittir. Teması; yediğiniz her öğünü 3 eşit bölümlere ayırmaya dayanmaktadır. Bunun yanı sıra bazen zor aşamaları da mevcuttur. Örneğin insanların genelde çok sevdiği ekmek, pizza, makarna, patates ve pirinç gibi yiyeceklerden uzak durmalısınız. Ek olarak insülin dengesini yükseltmek için her öğünde protein, karbonhidrat ve yağı doğru oranda dengeli tüketmelisiniz. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: bir öğünde yiyeceğiniz tabağın 2/3 oranında karbonhidratlar (meyve ve sebzeler) diğer 1/3’lük kısmında ise düşük yağ oranlı protein içerikli besinler olmalıdır.
Aslında Zone diyeti tamamiyle aç kalmayı engellemek, açlığı durdurmak ve hiç aç kalmamaya dayanır. Bugüne kadar çeşitli diyetlerin başarılı olamamasının en büyük nedeni düşük kalorili olmalarıdır. Yani diyet; psikolojik olarak insanda bir yeme güdüsü oluştururken bir de tüketilen öğünlerde insanlar aç kaldığı taktirde doyma hissi olmadığı için maalesef yapılan o diyetler amacına ulaşamamaktadır. Bu diyette her öğünde dengeli ve doyurucu besinler olduğu için insanların beynine tokluk mesajı iletilir ve kişi tam olarak doyduğu için ekstra kalorili şeylerden uzak durmaktadır.
Her öğünde tüketilecek olan 1/3 oranında alınan 14 gr’lık protein aynı zamanda 4 yumurta beyazına eş değerdir. Bu değer kandaki karbonhidrat eksiğini tamamlamaktadır. Önemli olan besinlerin kalori değerlerini bilmek ve hangi besinin hangi gruba dahil olduğunu bilmektir. Bu sayede insanın insülin dengesini kandırmak daha kolay hale gelmektedir. Örneğin ekmek ya da makarnadaki glisemik indeksin içerdiği proteinin çileğinkiyle aynı olması gibi. Buradaki fark ekmek kilo aldırır çilek ise aldırmaz. Bir başka deyişle eğer siz karbonhidratların glisemik indeksini düşürürseniz aynı zamanda insülin hormonunun salgılanmasını da düşürürsünüz. Bu da aç kalmanıza sebep olan şeydir. Bu diyet sayesinde beyninize yememe komutunu veren hormonların açığa çıkması sağlanmaktadır.

YORUMLARINIZI BEKLİYORUM…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.